Gediz

Gediz



Gediz, Kütahya ilinin bir ilçesi. İlçe Kütahya'nın 90 kilometre güney doğusunda yer alır. Daha yakın bir il olan Uşak'a ise 58 km mesafededir. İlçe merkezinin nüfusu 20.500, kasaba ve köyler nüfusu ise 35.531 olmak üzere ilçenin toplam nüfusu 56.031'dir. Yüzölçümü 1442 km², deniz seviyesinden yüksekliği 736 metredir. Eşsiz derecede güzel Murat Dağı kaplıcaları ve Ilıca kaplıcaları bulunur.

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız ...




Türkler'den önce Gediz


Gediz'in bilinen en eski tarihi Frigyalılar dönemine rastlamaktadır. M.Ö. 8. yüzyılda güçlü bir devlet halinde tarih sahnesine çıkmış olan Frigya (Phrygia) esas olarak Orta Anadolu yüksek yaylası, Kızılırmak ve Konya ile Niğde bölgelerine değin uzanan yöreyi içine almaktaydı. Frigya Devleti'nin yayılım alanı hakkında kesin bilgi yoktur. Buna karşılık Eskiçağ yazarları Yunan-Roma dönemlerinin Frigya Bölgesi üzerine hayli bilgi vermektedirler.

Sözgelimi 1. yüzyılın Amasyalı coğrafyacısı Strabon Frigya Bölgesi'nin sınırları için şunları yazar: "Bitbyniablar'm güney sınırında Mysia Olympos'u denen dağın etrafında oturan Mysia ve Frigyalılar vardır ve bu kabilelerin her biri fidye ayrılmıştır. Frigya'nın bir kısmına Büyük Frigya denir, ki burada Midas hüküm sürmüştür ve bir bölümü Galatialilar tarafından işgal edilmiştir. Oysa Hellespontos (Çanakkale Boğazı) üzerindeki ve Olympos'un (Uludağ) etrafında kişim Küçük Frigya yani Frigya Epiktetos denen yerdir." Bu tanımlamadan Anadolu'da küçüğü batıda, büyüğü ise daha doğuda olmak üzere iki Frigya Bölgesi'nin varlığı anlaşılır. İçinde Midas'in hüküm sürdüğü Büyük Frigya, bölge olarak doğuda Halys (bugün Kızılırmak) ve Kapadokya Bölgesi ile sınırlanıyordu; batıda Lidya Bölgesi ile komşuydu. Herodot, Lidya ile sinirin Kydrara adlı bir kent olduğunu bildirmekteyse de, bugünkü Denizli ili içinde yer aldığı anlaşılan kentin yeri saptanamamıştır. Xenophon'a (Ksenofon) göre ise Büyük Frygia'nin bati sınırındaki en önemli yerleşmeleri Kolossai (bugün Honaz) ve daha kuzeyde Mysia sınırındaki Keramon Agora (bugün Susuz) idi. Güneyde ise siniri Ikonion (bugün Konya) oluşturuyordu. Plinius, Frygia'yi güneyden Lykaonia, Pisidia ve Mygdonia bölgelerinin sınırladığını yazar. Kuzey sinirini saptamak daha güçtür. Ancak Ankara'nın kuzeyindeki Köroğlu Dağlarının Paflagonia ile Frigya'yi birbirinden ayirdigi söylenebilir.

Bu bölgenin en önemli kentleri, Frggya'nin başkenti denen Gordion (bugün Yassihöyük) ile bugün Ankara, Kelainai (bugün Dinar), Kolossai, Kar Ikonion'dur. Ancak Fryglerce kutsal olan esas bölge Küçük Frigya (Frigya Epikter) idi. Burası bugünkü Eskişehir ile Afyonkarahisar illeri arasındaki dağlık bölgeyi kapsar. Bu bölgenin en tanınmış kentleri Aizanoi (bugün Çavdarhisar), Nakoleia, Pismiskale, Kotyaeion (bugün Kütahya), Dorylaeion (Eskişehir), Midaion ve Kadoi (bugün Gediz) idi.

Kesin bir bilgi olmamakla beraber Kadoi (Gediz) şehrinin kurulusu da Frigyalilar döneminde olmuştur. Halk arasında Kislak Önü (Kışla Önü) diye bilinen bu muhit ile Balca mevkii üzerinde kurulmuş bir kenttir.

19. yüzyılda buraları dolasan ve Küçük Asya adıyla yazdığı eseri dilimize çevrilen Sarl Taksiye burası hakkında su bilgileri vermektedir: Nehre hakim olan sivri esasen burkani dağın üstünde vaktiyle bir şato vardı. Ondan evvelde Kadı şehrinin hisarı bulunmak tabiidir. Yerliler bu mevkiye "Kale" derler. Kayalar üzerinde yontulmuş birkaç merdiven basamağı görülmektedir.

Bu dönemde Eski Gediz'in olduğu alan göl halindedir. Bu merdivenlerden sandallara binilir sefa yapılır. Balık tutulurmuş. Yakın zamanımıza kadar yontma merdivenlerin sağında demir toklar mevcuttur. Sonradan bilinçsizce bu tokalar yok edilmiştir.

Kadı Şehri, Makedonya Muhacirleri ile iskan edilen Bilat meydanındadır. Kadı Bizans hükümdarı zamanında Piskopos merkezi olmuştur. Şehrin Gediz (Ermus) nehri üzerindeki köprüsü yerlilerce bilinen eski bir eserdir. Hakikatte sivri kemer üzerine yapılmış bir Orta Çağ eseridir. Çıkıntı başları üzerinde başları nakışlı biri erkek, biri kadın iki heykel vardır.

Yine Frigler döneminde Asarardi (Hisarardi kelimesinin bozulmuş hali olmalı) mevkiinde şehri korumak amacıyla bir kale yapılmıştır. Şehrin su ihtiyacı Ermus (Gediz) nehrinden sağlanmakta idi. Yine Frigler tanrıları için Murat Dağı’nda (Dindymon) bir tapınak yapmışlardır. Bu gün Eski Gediz'in Salur Mahallesi'nde toprak altında Kadı Şehri’nin kalıntılarına rastlanmaktadır.

Çok büyük bir depremde Gediz Kalesi ikiye ayrılmış kitlesel ölümler meydana gelmiştir.Göl suyu boşaltılmıştır. Nehir yatağı yarılan kaya içinden akmaya başlamıştır.

Kütahya ve civarıyla birlikte Kadı Şehri Kral Midas döneminde M.Ö. 7. yüzyılda Kimerlerin hakimiyetine girdi. Daha sonra Lidya Kralı Alyattes zamanında Kadı ve civarı Lidya egemenliğine girdi. Bu egemenlik Perslerin Bati Anadolu'ya hakim oldukları M.Ö. 550 yılına kadar sürdü. Daha sonraları sırasıyla Büyük İskender'in ve Bergama Krallığı'nın hakimiyeti altına giren Kadı Şehri, M.Ö. 129 yılında Roma hakimiyetine girmiştir.

Bizanslılar döneminde ise adi Gedenos'tur. Daha sonra Gedos, olarak anılmıştır. Bu dönemde şehre köprüler, hamamlar, su kemerleri ve tapınaklar yapılmıştır. Bu durum bize Bizanslılar döneminde Kadı Şehri’nin önemli bir merkez olduğunu göstermektedir. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 4. yüzyılda Hıristiyanlığı resmi din kabul etmesiyle birlikte şehir Piskoposluk merkezi olmuştur.

Ayrıntılı bilgi için tılayınız ...





Türklerin idaresinde Gediz


Malazgirt Muharebesinden sonra Türkler, hızla Anadolu'nun fethine giriştiler. 1071 yılından sonraki birkaç yıl içinde Anadolu'nun hemen tamamı Türkler tarafından fethedildi. Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk hükümdarı Kutalmışoğlu Süleyman Sah'in kardeşi Melik Mansur, 1074 yılında Kütahya ile beraber Gediz'i de fethetti. Gediz Tarihi üzerinde değerli çalışmaları olan Merhum Osman ÖNDER Gediz'i Aydınoğlu Umur Bey'in fethettiğini söylüyorsa da elimizde bu konuda yeterli deliller yoktur. Yirmi yıl kadar Türk hakimiyetinde kalan Kütahya ve civarı , 1096 yılında başlayan birinci Haçlı Seferi sonucunda tekrar Bizans İmparatorluğu Hakimiyetine geçti. 1097 Sultan II. Kılıçarslan'ın, ülkesini on bir oğlu arasında paylaştırması sırasında Kütahya, dolayısıyla Gediz, Giyaseddin Keyhüsrev'in hissesine düştü. Daha sonra kardeşler arası taht kavgaları sırasında durumdan yararlanan Bizans, Kütahya'yı ele geçirdi ise de Sultan Alaattin Keykubat zamanında Selçuklu kumandanlarından Imadüddin Hezar Dinari tarafından üçüncü defa ele geçirildi (1230).

Kösedağ Savaşı’nın ardından zayıflamaya sürecine giren Selçuklu toprakları üzerinde Anadolu Beylikleri hakimiyetlerini ilan ettiler. Kütahya ve civarı ile birlikte Gediz toprakları da Germiyanoğulları'nın eline geçti. Gediz Germiyan oğulları’nı idaresinde iken Tavşanlı, Emet, Kütahya ve Simav çeyiz yoluyla Osmanlılara verildiği halde burası bu durumdan hariç bırakılmış Gediz'in Osmanlılara intikali 1428'den sonra olup Emet ile beraber Voyvodalikla idare edilmiştir. Kurtuluş savaşında ise Emet efeleri bu ilçeyi iki sefer işgalden kurtarmasına rağmen gediz ilçesi kurtuluş savaşında etkinlik göstermemiş yunan karargahı haline getirilmiştir.

Gediz'e 1540 yılında Mustafa Bin Hamza adlı bir zat tarafından yaptırılan bir cami (Kurşunlu Cami) ile mimari meşhur Mimar Sinan'ın kalfası olduğu söylenilen ve 1553 yılında Darüssaade Ağası Gazanfer Ağa tarafından yaptırılan bir cami (Ulu Cami) ve Gazenfer Hamamı Osmanlılar zamanından kalma tarihi eselerdir. Yine Murat Bey Medresesi, Murat bey Köprüsü, Ömer Bey Camii, Ömer Bey Medresesi, Sunullah Çelebi Hamamı Osmanlılardan kalma diğer eserlerdir.

1287 (1871) Tarihli Hüdavendigar Salnamesi'ne göre Gediz'in nüfusu hepsi Müslüman olmak üzere 15916'dir. Yine ayni salnameden edindiğimiz bilgiye göre 3581 hane ve 15 mahalle bulunmaktadır.

Yine 1287 (1871) tarihli Hüdavendigar Salnamasi'nde yer alan "Gedüs Müdürlüğü; İşbu müdürlük bu kere kaymakamlığa tahvil olunmuş ise de mecalisi henüz teşkil olunmadığı gibi memurlar dahi tayin olunmadığından sene-i ibtidayeye terk olunmuştur." İfadelerinden anladığımıza göre Gediz 1871 yılında ilçe olmuştur. Fakat kaymakam ve diğer memurlar atanmamıştır. Ancak 1293 (1877) tarihli Hüdavendigar Salnamesi'nde kaymakamın Mehmet Sabit Efendi olduğu belirtilmektedir. Belediye başkanı olarak Hacı Ali Ağa’nın isminden bahsedilmektedir. Bu sebeple bazı kaynaklarda Gediz'in ilçe olma tarihinin 1851 olarak zikredilmesinin gerçekle bir ilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır.

Gediz kurulduğu tarihten itibaren doğal özelliği dolayısı ile sik sık tabii afetlere karşı karşıya kalmıştır. 1875-1901-1911 ve 1945 yılında meydana gelen sel felaketlerinde toplam 88 kişi ölmüştür. Deprem afetinde ise Gediz üzerindeki etkisi önceki tarihten itibaren çok fazla olmuştur. Gediz sel baskını, toprak kayması ve deprem felaketinin oluşmasına uygun teknotil yapısı ile 05.08.1970 tarihinde Simav karayolu üzerindeki Eski Gediz'e 7 km mesafedeki karılar pazarı mevkiine her türlü alt yapısı ve ilik anda 2355 konut, 485 is yeri, köylerde ise 3519 konut yapılmıştır. Daha sonra ilave edilen birimlerle bu sayı 9359 ulaşmıştır..