KutahyaSairleri

kütahya şairleri


Kütahya Valiliği tarafından inceleme ve araştırma yayını olan 'Kütahya Şairleri 1' isimli 520 sayfalık kitabın baskısı tamamlandı.
 

Yrd. Doç. Dr. Kadir Güler'in kaleme aldığı takdim yazısını Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe'nin yazdığı ve Kütahya Valiliği tarafından inceleme ve araştırma yayını hazırlatılan "Kütahya Şairleri I" adlı 520 sayfalık kitabın baskısı tamamlanarak dağıtımına başlandı.

Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe yazmış olduğu takdim yazısında, "Germiyan ve Kütahya coğrafyası, klasik divan şiiri geleneğinin başladığı ve geliştiği bir bölge olarak Türk şiirine ve sanatına yön vermiştir. Bu coğrafyadan, Ahmedi, Ahmed-i Da'i, Şeyhi, Cemali, Şeyhoğlu gibi büyük şâirler yetişmiştir. Bu şairler verdikleri eserlerle divan edebiyatının kurucularr. olmuşlar ve kendilerinden sonra gelen şâirleri sanatlarıyla etkilemişlerdir. Kütahya, Germiyan Beyliği döneminde Mevleviliğin üçüncü merkezi haline gelmiştir. Sultan Veled, Kütahya için 'Kütahya kusursuz bir güzeldir, Cennet Kütahya'nın ya altındadır, ya üstünde' diyerek bu beldeyi el üstünde tutmuştur. Germiyan Beyliği'nden ve Mevlevilikten aldığı edebî muhit olma özelliğini devam ettiren Kütahya, onaltıncı asırdan itibaren melâmîliğin ve halvetiliğin önemli merkezlerinden biri olmuştur.

Kütahya'nın bir edebi muhit olmasında şiir iklimi ve insan yapısının etkili olduğu görülmektedir. Kendisi de Kütahyalı olan Evliya Çelebi, Kütahya'yı 'havası suyu latif, bağlık bahçelik bir yer' olarak tanıtır. Evliya Çelebi'ye göre bu yerin ahalisi bir saray terbiyesine sahip asaletli insanlardır. Halkı saz, söz, şiir ve ilim ehlidir. Ulemâsı, fuzelâsı ve şuarâsı gayet çoktur. Arif, rind-meşrep, kalender ve garip dostu insanlardır. Zevk ve safa ehli olduklarından gam ve kederden uzaktırlar. Evleri, sokakları, camileri ve çeşmeleri bir kültürün ve zevkin ifadesidir, Yukarıdaki ifadelerle anlatılan Kütahya'nın zengin bir şiir geleneği olduğu herkes tarafından kabul görmektedir.On altıncı asrın sonlarına doğru Osmanlı Devleti'nde başlayan duraklama dönemi Kütahya'yı da etkilemiş, ortadan kalkan şehzâde-vali uygulaması İstanbul'un bu şehre ilgisini azaltmış, özellikle on yedinci asırdan sonra azalan devlet ilgisi, bu şiir muhitinin gücünü zayıflatmıştır. On sekizinci asırdan günümüze kadar devam eden bu ilgisizlik Kütahya'yı kültürel yoğunluğun azaldığı, daha az sayıda şair ve yazar yetiştiren bir şehre dönüştürmüştür. Yirmi birinci asır ülkemizde olduğu gibi Kütahya'da da hem sanayi hem de kültür ve edebiyat açısından bir atılım asrı olarak planlanmıştır. Bu sebeple Kütahya'nın geçmişiyle yeniden ve daha güçlü bir biçimde değerlendirilmesi hizmet anlayışımızın temelini oluşturmaktadır" denildi.